Kemal Sayar – Maarif Meselesi

by Serendipity |Kas 15, 2017 | Kemal Sayar – Maarif Meselesi için yorumlar kapalı | Fin Eğitim Sistemi | , , , ,

Tolstoy, orduya katıldığında subaylardan birinin, yürüyüşte sırayı bozduğu gerekçesiyle bir askeri dövdüğüne tanık oluşunu anlatır. Tolstoy subaya şöyle der: “Kendin gibi bir insana bu şekilde davranmaktan utanmıyor musun? Hiç mi İncil okumadın?”

READ MORE

Neden Oğluma Asla Zeki Olduğunu Söylemeyeceğim?

by Serendipity |Kas 11, 2017 | Neden Oğluma Asla Zeki Olduğunu Söylemeyeceğim? için yorumlar kapalı | blog, eğitim önerileri, Fin Eğitim Sistemi | , , ,

Tolstoy, orduya katıldığında subaylardan birinin, yürüyüşte sırayı bozduğu gerekçesiyle bir askeri dövdüğüne tanık oluşunu anlatır. Tolstoy subaya şöyle der: “Kendin gibi bir insana bu şekilde davranmaktan utanmıyor musun? Hiç mi İncil okumadın?”

READ MORE

Ken Robinson: “Yaratıcılık Her Şeyin İçinde Var, Özellikle Öğretmenliğin”

by Serendipity |Kas 11, 2017 | Ken Robinson: “Yaratıcılık Her Şeyin İçinde Var, Özellikle Öğretmenliğin” için yorumlar kapalı | blog, Fin Eğitim Sistemi

Size yaratıcılıkla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Aslında bu konu hakkında şimdiye dek çok şey söyledim, çok şey yazdım. Yaratıcılık: Aklın Sınırlarını Aşmak isimli kitabımda, yaratıcılığın doğasını ve bunun sanat, bilim ve insan başarısının diğer alanları ile ne kadar ilgili olduğuna dair bazı detayları ele aldım.

READ MORE

Silikon Vadisi Yöneticilerinin Çocukları Neden Teknoloji Girmeyen Bir Okula Gidiyor?

by Serendipity |Kas 11, 2017 | Silikon Vadisi Yöneticilerinin Çocukları Neden Teknoloji Girmeyen Bir Okula Gidiyor? için yorumlar kapalı | eğitim önerileri, Fin Eğitim Sistemi

Günümüz çocukları teknolojinin içine doğuyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Şimdi bu durumu anne babaların nasıl yorumladığını daha iyi anlamak için başka bir gerçeği daha ortaya koymak lazım: Biz teknolojinin içine doğmadık. Hepimiz yaş kemale erdikten sonraki dönemde,

READ MORE

Çocuklar Neden Felsefe Öğrenmeli? Evet, Felsefe.

by Serendipity |Kas 11, 2017 | Çocuklar Neden Felsefe Öğrenmeli? Evet, Felsefe. için yorumlar kapalı | blog, Fin Eğitim Sistemi | , , ,

Okul çocuklarının filozof olmaları gerektiği fikri, okul yönetim kurulları, öğretmenler, ebeveynler ve filozoflar tarafından benzer şekilde alay konusu edilecektir. Kimileri çocukların felsefe yapıp yapamayacağını sorgulayacaktır. Kimilerinin ise konuya aşinalığı tamamen tesadüfi olduğu için muhtemelen bunun yararsız ötesi bir şey olduğunu düşünecektir.

READ MORE

Endüstri 4.0 Tamam. Peki Ya Eğitim 4.0 ?

by Serendipity |Kas 11, 2017 | Endüstri 4.0 Tamam. Peki Ya Eğitim 4.0 ? için yorumlar kapalı | Fin Eğitim Sistemi | , , ,

Endüstri 4.0, sessiz devrimi sanayinin… İş yaşamımızı kökünden değiştirecek bu devinim acaba eğitimimizin ne kadar gündeminde?

“4. Sanayi Devrimi” olarak adlandırılan Endüstri 4.0, dijital fabrikalar ve akıllı teknolojiler ile “insansız üretim” mottosuyla geleceğimize yön veriyor.

READ MORE

Örnek Alınası Finlandiya Eğitim Sisteminin 9 Güzel Yanı

by Serendipity |Eki 16, 2017 | Örnek Alınası Finlandiya Eğitim Sisteminin 9 Güzel Yanı için yorumlar kapalı | Fin Eğitim Sistemi | , , ,

[:tr]

1. Finlandiya’da zorunlu okula başlama yaşı 7

Yaşları ne olursa olsun, çocuklar okula kendileri yürüyerek ya da bisikletle gidiyor.  Fin kültürü çocukların bağımsız yetişmesini önemsiyor. Çocuklarını okula getirip götüren, ders çalıştıran ebeveynler diye bir şey yok.

 

2. Fin eğitim müfredatı basit ve genel bir çerçeve tanımlamaktan ibaret

Öğrenciler, kendi ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda kendi eğitim-öğretim programlarını şekillendirme haklarına sahipler. Öğretmenler de öyle.

 

3. Finli öğrencilere eğitim hayatlarının ilk altı yılında hiçbir şekilde not verilmiyor

Sekizinci sınıfın sonuna kadar not verme zorunluluğu yok ve öğrenciler standardize edilmiş bir sınav sistemine tabi değiller. Sadece 16 yaşlarındayken ülke genelinde bir sınava giriyorlar.

 

4. Öğretmenler gün boyu sınıfta ortalama dört saat ders veriyor

Haftada iki saati ise mesleki gelişimleri için eğitimlere katılmak için ayırıyorlar. İlk okulda öğrencilerin ders dışı/teneffüs olarak geçirdikleri zaman toplam 75 dakika. Amerika’da bu oran 27 dakikaya kadar düşüyor. Türkiye’de ise ortalama 45 dakika.

 

5. Tüm öğretmenlerin en az master derecesi var

Tüm öğretmenlerin en az master derecesi var ve üniversite başarısı en yüksek %10’luk dilim arasından seçiliyorlar. Öğretmenlik toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden biri. Finlandiya öğretmenleri başarılı – başarısız olarak yargılamayan bir kültüre sahip. Eksikleri bulunan öğretmenlerin, yeni eğitim-öğretim programlarıyla kendilerini geliştirmesinin önü açılıyor. Hiçbir öğretmenin performans nedeniyle işten atılma korkusu yok.

 

6. Öğrencilere ödev verilmiyor çünkü öğrenmenin yeri okuldur

Her çocuğa bir birey olarak değer veriliyor. Çocuklardan biri yeterince iyi öğrenemiyorsa öğretmenleri bunu hemen fark ediyor ve çocuğun öğrenme programını onun bireysel ihtiyaçlarına göre düzenliyor. Aynı şey, okula uyum göstermeyen, sıkılan ya da öğrenim durumu programın ilerisinde olan çocuklar için de geçerli. Öğretmenlerin yüksek eğitim düzeyi, çocukların her türlü gelişimini gözlemleyebilmelerini ve esnek çözümler yaratabilmelerinin en önemli nedeni. İstatistiklere göre çocukların ortalama %30’u eğitim hayatlarının ilk dokuz yılında özel programlarla destekleniyor.

 

7. Fin okullarında spora bol bol yer var

Fin okullarında spora bol bol yer var ama spor karşılaşmaları yapacak takımlar yok. Rekabet, üstünlük kazanmak Fin kültüründe değer verilen bir şey değil.

 

8. Finlandiya’da özel okul yok ve eğitim harcamalarının tümü devlet tarafından destekleniyor

Finlandiya’da okullar birbirleriyle rekabet etmiyor, aksine dayanışıyor. Okulların hemen hemen tümünün başarı düzeyi aynı. Bu yüzden okulun bir diğerine göre ayrıcalığı yok. Eğitim “herkes için eşit imkanlar sağlamak” demek. Eşitlik kavramına olağanüstü değer veriliyor. Tüm çocuklar zeka ve becerileri ne olursa olsun aynı sınıflarda okuyor.

 

9. Pek çok Avrupa ülkesi ve Amerika’yla karşılaştırıldığında Finlandiya’da eğitime ayrılan bütçenin daha fazlası sınıf ortamına yansıyor

Çünkü öğretmenler de, yöneticiler de hemen hemen aynı maaşı alıyor. Bu yüzden Finlandiya’da eğitim maliyetleri çok daha düşük. Ancak 15 yıllık kıdemli bir öğretmen ortalama bir üniversite mezunundan daha iyi kazanıyor.

 

*Bu yazı Onedio sitesinden alınmıştır.[:]

Finlandiya nasıl başardı?

by Serendipity |Eki 16, 2017 | Finlandiya nasıl başardı? için yorumlar kapalı | Fin Eğitim Sistemi | , , ,

[:tr]*Selçuk Şirin’in Hürriyet Gazetesinde yayımlanan yazısıdır.

 

1970’lere kadar bizimle aynı kaderi paylaşan Finlandiya nasıl oldu da bugün bizimkinin 4 katı milli gelir seviyesine ulaştı?

Petrol, turizm ya da jeopolitik avantajı yok. Bizim kış onların yazı sayılır. Onlar da bizim gibi yeni kentli. 1970’lere kadar bizimle aynı kaderi paylaşan Finlandiya nasıl oldu da bugün bizimkinin 4 katı milli gelir seviyesine ulaştı?

Yeni ekonominin yıldızı!

Finlandiya mucizesini anlamak için çok geçmişe gitmeye gerek yok. 1970’lerde ülke teknolojik altyapıya büyük bir yatırım yapma kararı alıyor. İşe üniversite kurarak başlıyorlar. Sadece bir bina iki sıra değil, gerçek manada bilgiye ulaşma özgürlüğü olan ve araştırma yapan üniversite.

Eğitim ve ARGE olmadan kalkınmayı unutun!

Finlandiya mucizesinin ikinci etabında eğitim ve ARGE’ye büyük bir kaynak aktarılıyor. Bu etabın bir krizle başlaması bize bir umut vermeli. Finlandiya ekonomisi 1990’ların başında her yıl yüzde 10 küçülürken işsizlik yüzde 20’lere çıkıyor. Krizi Finlandiya tarihinin en genç başbakanı Esko Aho bir fırsata çeviriyor. Benim gibi bir köy çocuğu olan Aho ile İstanbul’da buluştuğumda iki aşamalı bir reform formülü olduğunu anlatmıştı. Tüm bakanlıkların bütçesini keserek devleti küçült. Elde edilen tasarrufu eğitim ve ARGE’ye yatır.

1970’lerde üniversite ve teknolojiye, 1990’larda eğitim ve ARGE’ye bütçeden aktarılan kaynaklar bakımından Finlandiya dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Ülke milli gelirinin yüzde 3,5’i ARGE’ye harcanıyor (Türkiye’de bu oran yüzde 1’in altında). Sonuç?2000’lerde ülke tüm uluslararası eğitim ölçeklerinde zirveye çıkıyor. Bugün Finlandiya dünyaya eğitim reformu ihraç ediyor.

ARGE yatırımları da kısa sürede etkisini gösteriyor. 1991’de1000 kişiden sadece 5’i ARGE ‘de çalışırken bu sayı 2003’te 22’ye çıkıyor. Bugün dünyada oransal olarak en çok ARGE çalışanı olan ülke Finlandiya ve bu oran bizim 7 katımız! Melek yatırımcı verileri denklemin diğer tarafını açıklıyor. Dünyada en çok melek yatırımcı, yani girişim fikirlerine sermaye sağlayarak bu fikirlerin yaşama geçirilmelerini sağlayan yatırımcı, çıkaran ekosistem Finlandiya. Hukukun üstünlüğüne dayalı rekabet ve şeffaf iş yapma ortamı, yatırımcı için Finlandiya’yı güvenli bir seçenek yapıyor.

Toplumsal adalet mihenk taşı!

Finlandiya’yı diğer zengin ülkelerden ayıran temel özellik ülkenin bu büyük kalkınma mucizesini gerçekleştirirken toplumsal adaletten taviz vermemiş olması. Finlandiyalı çocuklar fen, matematik ve okuma becerilerinde zirvede ama sadece bir grup çalışkan çocuk ya da bir kesimin bol kaynaklı çocuğu bu başarıyı doğurmuyor. Finlandiya iki okul arasındaki başarı farkı en düşük olan ülke aynı zamanda. Finlandiya’da iki okul arasında yüzde 10’dan fazla bir fark yok. Bizde bırakın iki okulu iki koca coğrafi bölge arasında bile fark yüzde 40’lara çıkıyor.

Finlandiya Türkiye için bir model olabilir mi?

Türkiye malum 7 yıldır 10 bin dolar kişi başı milli gelire saplanıp kalmış durumda. 3-5 bin dolardan 10 bin dolar seviyesine tarımla, inşaatla çıkmak belki mümkün olabildi ama buradan öteye gitmek için katma değeri yüksek ekonomiye geçmemiz şart. Bunun da yolu eğitime, ARGE’ye yatırımdan geçiyor. Halen eğitim bütçemiz yüzde 3, ARGE harcamamız da yüzde 1’in altında. İlk önce bu oranların değişmesi gerek.

Bütçeyi aktarmak tek başına çare değil!

Zira hem eğitime hem ARGE’ye yapılan yatırımların yerinde kullanılması ve adaletli bir şekilde dağıtılması için önce bilgiye ulaşmanın önündeki engellerin kaldırılması ve adaletli bir rekabet ortamının yaratılması gerekiyor. Maalesef Türkiye bu iki alanda da rekabet edebilecek bir konumda değil. Bilgiye özgürce ulaşmada Finlandiya 180 ülke arasında ilk sırada yer alırken biz 154. Sırada yer alıyoruz. Hukukun üstünlüğünde 99 ülke arasında yapılan değerlendirmede Finlandiya ilk 4 içinde yer alırken biz 59. sırada yer alıyoruz.

Ya yapısal reformları gerçekleştireceğiz ya da dünyadan kopacağız
Önümüzdeki dönemde eğer gerçekten ilk 10 ekonomi arasına girmek istiyorsak bilgiye ulaşmayı kolaylaştıran, adil rekabet ortamını garanti altına alan düzenlemeleri bir an evvel hayata geçirmemiz gerekiyor. Aksi takdirde yalnızca kaynak artırımıyla inovasyona dayalı yeni ekonomide rekabet etmemiz söz konusu değil. Var olan ranta dayalı kalkınma modeli ile de bırakın ilk 10 ekonomiyi, ilk 20 ekonomi arasında kalmak bile mümkün olmayacaktır. Türkiye, Finlandiya’nın çeyrek asır önce attığı adımları atacak cesarete sahip midir?

*Selçuk Şirin’in Hürriyet Gazetesinde yayımlanan yazısıdır.[:en]1970’lere kadar bizimle aynı kaderi paylaşan Finlandiya nasıl oldu da bugün bizimkinin 4 katı milli gelir seviyesine ulaştı?
Petrol, turizm ya da jeopolitik avantajı yok. Bizim kış onların yazı sayılır. Onlar da bizim gibi yeni kentli. 1970’lere kadar bizimle aynı kaderi paylaşan Finlandiya nasıl oldu da bugün bizimkinin 4 katı milli gelir seviyesine ulaştı?
Yeni ekonominin yıldızı!
Finlandiya mucizesini anlamak için çok geçmişe gitmeye gerek yok. 1970’lerde ülke teknolojik altyapıya büyük bir yatırım yapma kararı alıyor. İşe üniversite kurarak başlıyorlar. Sadece bir bina iki sıra değil, gerçek manada bilgiye ulaşma özgürlüğü olan ve araştırma yapan üniversite.
Eğitim ve ARGE olmadan kalkınmayı unutun!
Finlandiya mucizesinin ikinci etabında eğitim ve ARGE’ye büyük bir kaynak aktarılıyor. Bu etabın bir krizle başlaması bize bir umut vermeli. Finlandiya ekonomisi 1990’ların başında her yıl yüzde 10 küçülürken işsizlik yüzde 20’lere çıkıyor. Krizi Finlandiya tarihinin en genç başbakanı Esko Aho bir fırsata çeviriyor. Benim gibi bir köy çocuğu olan Aho ile İstanbul’da buluştuğumda iki aşamalı bir reform formülü olduğunu anlatmıştı. Tüm bakanlıkların bütçesini keserek devleti küçült. Elde edilen tasarrufu eğitim ve ARGE’ye yatır.

1970’lerde üniversite ve teknolojiye, 1990’larda eğitim ve ARGE’ye bütçeden aktarılan kaynaklar bakımından Finlandiya dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Ülke milli gelirinin yüzde 3,5’i ARGE’ye harcanıyor (Türkiye’de bu oran yüzde 1’in altında). Sonuç?2000’lerde ülke tüm uluslararası eğitim ölçeklerinde zirveye çıkıyor. Bugün Finlandiya dünyaya eğitim reformu ihraç ediyor.
ARGE yatırımları da kısa sürede etkisini gösteriyor. 1991’de1000 kişiden sadece 5’i ARGE ‘de çalışırken bu sayı 2003’te 22’ye çıkıyor. Bugün dünyada oransal olarak en çok ARGE çalışanı olan ülke Finlandiya ve bu oran bizim 7 katımız! Melek yatırımcı verileri denklemin diğer tarafını açıklıyor. Dünyada en çok melek yatırımcı, yani girişim fikirlerine sermaye sağlayarak bu fikirlerin yaşama geçirilmelerini sağlayan yatırımcı, çıkaran ekosistem Finlandiya. Hukukun üstünlüğüne dayalı rekabet ve şeffaf iş yapma ortamı, yatırımcı için Finlandiya’yı güvenli bir seçenek yapıyor.
Toplumsal adalet mihenk taşı!
Finlandiya’yı diğer zengin ülkelerden ayıran temel özellik ülkenin bu büyük kalkınma mucizesini gerçekleştirirken toplumsal adaletten taviz vermemiş olması. Finlandiyalı çocuklar fen, matematik ve okuma becerilerinde zirvede ama sadece bir grup çalışkan çocuk ya da bir kesimin bol kaynaklı çocuğu bu başarıyı doğurmuyor. Finlandiya iki okul arasındaki başarı farkı en düşük olan ülke aynı zamanda. Finlandiya’da iki okul arasında yüzde 10’dan fazla bir fark yok. Bizde bırakın iki okulu iki koca coğrafi bölge arasında bile fark yüzde 40’lara çıkıyor.

Finlandiya Türkiye için bir model olabilir mi?
Türkiye malum 7 yıldır 10 bin dolar kişi başı milli gelire saplanıp kalmış durumda. 3-5 bin dolardan 10 bin dolar seviyesine tarımla, inşaatla çıkmak belki mümkün olabildi ama buradan öteye gitmek için katma değeri yüksek ekonomiye geçmemiz şart. Bunun da yolu eğitime, ARGE’ye yatırımdan geçiyor. Halen eğitim bütçemiz yüzde 3, ARGE harcamamız da yüzde 1’in altında. İlk önce bu oranların değişmesi gerek.
Bütçeyi aktarmak tek başına çare değil!
Zira hem eğitime hem ARGE’ye yapılan yatırımların yerinde kullanılması ve adaletli bir şekilde dağıtılması için önce bilgiye ulaşmanın önündeki engellerin kaldırılması ve adaletli bir rekabet ortamının yaratılması gerekiyor. Maalesef Türkiye bu iki alanda da rekabet edebilecek bir konumda değil. Bilgiye özgürce ulaşmada Finlandiya 180 ülke arasında ilk sırada yer alırken biz 154. Sırada yer alıyoruz. Hukukun üstünlüğünde 99 ülke arasında yapılan değerlendirmede Finlandiya ilk 4 içinde yer alırken biz 59. sırada yer alıyoruz.
Ya yapısal reformları gerçekleştireceğiz ya da dünyadan kopacağız
Önümüzdeki dönemde eğer gerçekten ilk 10 ekonomi arasına girmek istiyorsak bilgiye ulaşmayı kolaylaştıran, adil rekabet ortamını garanti altına alan düzenlemeleri bir an evvel hayata geçirmemiz gerekiyor. Aksi takdirde yalnızca kaynak artırımıyla inovasyona dayalı yeni ekonomide rekabet etmemiz söz konusu değil. Var olan ranta dayalı kalkınma modeli ile de bırakın ilk 10 ekonomiyi, ilk 20 ekonomi arasında kalmak bile mümkün olmayacaktır. Türkiye, Finlandiya’nın çeyrek asır önce attığı adımları atacak cesarete sahip midir?[:]

Dünyanın En Şaşırtıcı Eğitim Sistemi: Finlandiya

by Serendipity |Eyl 16, 2017 | Dünyanın En Şaşırtıcı Eğitim Sistemi: Finlandiya için yorumlar kapalı | Fin Eğitim Sistemi | , , ,

[:tr]

… FİNLANDİYALI ÇOCUKLARIN OKUL YAŞAMI, FİNLANDİYA’NIN BİZZAT UYGULAMAKTA OLDUĞU GENÇLİK VE EĞİTİM POLİTİKALARININ SONUCUDUR; PISA TESTLERİNİN DEĞİL. FİN EĞİTİM SİSTEMİNDE OKUMA BECERİLERİ, BİLİM VE MATEMATİK OKUR YAZARLIĞI KADAR SOSYAL BİLİMLER, GÖRSEL SANATLAR, SPOR VE PRATİK BECERİLERİN GELİŞTİRİLMESİ DE ÖNEMLİ. FİNLİ ÇOCUKLAR ANAOKUL VE İLKOKUL HAYATLARI BOYUNCA OYUN OYNAR VE ZEVK ALARAK ÖĞRENİRLER. FİNLİ ÖĞRETMENLER DE, EBEVEYNLER DE MATEMATİK VE YA FEN DERSLERİNDEKİ SOYUT KAVRAMLARI ÖĞRETMENİN EN İYİ YOLUNUN MÜZİK, DRAMA YA DA SPOR UYGULAMALARI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜR. AKADEMİK VE AKADEMİK OLMAYAN ÖĞRENME BİÇİMLERİ ARASINDA KURULAN BU DENGE ÇOCUKLARIN OKULDAKİ MUTLULUĞUNU SAĞLAMANIN BÜYÜLÜ FORMÜLÜDÜR. PISA TESTLERİ, OKUL YAŞAMININ ÇOK ÖNEMLİ OLAN BAZI KISTASLARINI DEĞERLENDİRME DIŞINDA BIRAKIYOR.

Pasi Sahlberg

 

Düşük maliyetler, kısa okul saatleri,  ile yüksek akademik başarıyı; bireyselliğe, bağımsızlığa önem veren, öğrencilerine kendi eğitim programını kendi düzenleme sorumluğunu yükleyen eğitim anlayışıyla bol boş zamanı, eğlenerek öğrenmeyi birleştiren Fin eğitim sistemi hala eğitimin rüya ülkesi olmaya devam ediyor.

İşte size Fin eğitim sistemiyle ilgili 9 şaşırtıcı gerçek.

-1-

Finlandiya’da zorunlu okula başlama yaşı 7.

Yaşları ne olursa olsun, çocuklar okula kendileri yürüyerek ya da bisikletle gidiyor.

Fin kültürü çocukların bağımsız yetişmesini önemsiyor. Çocuklarını okula getirip götüren, ders çalıştıran ebeveynler diye bir şey yok.

-2-

Fin eğitim müfredatı basit ve genel bir çerçeve tanımlamaktan ibaret.

Öğrenciler, kendi ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda kendi eğitim-öğretim programlarını şekillendirme haklarına sahipler. Öğretmenler de öyle.

-3-

Finli öğrencilere eğitim hayatlarının ilk altı yılında hiçbir şekilde not verilmiyor. Sekizinci sınıfın sonuna kadar  not verme zorunluluğu yok ve öğrenciler standardize edilmiş bir sınav sistemine tabi değiller. Sadece 16 yaşlarındayken ülke genelinde bir sınava giriyorlar.

-4-

Öğretmenler gün boyu sınıfta ortalama dört saat ders veriyor. Haftada iki saati ise mesleki gelişimleri için eğitimlere katılmak için ayırıyorlar.

İlk okulda öğrencilerin ders dışı/teneffüs olarak geçirdikleri zaman toplam 75 dakika. Amerika’da bu oran 27 dakikaya kadar düşüyor. Türkiye’de ise ortalama 45 dakika.

-5-

Tüm öğretmenlerin en az master derecesi var ve üniversite başarısı en yüksek %10’luk dilim arasından seçiliyorlar. Öğretmenlik toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden biri.

Finlandiya öğretmenleri başarılı-başarısız olarak yargılamayan bir kültüre sahip.  Eksikleri bulunan öğretmenlerin, yeni eğitim-öğretim programlarıyla kendilerini geliştirmesinin önü açılıyor. Hiçbir öğretmenin performans nedeniyle işten atılma korkusu yok.

-6-

Öğrencilere ödev verilmiyor çünkü öğrenmenin yeri okuldur.

Her çocuğa bir birey olarak değer veriliyor. Çocuklardan biri yeterince iyi öğrenemiyorsa öğretmenleri bunu hemen fark ediyor ve çocuğun öğrenme programını onun bireysel ihtiyaçlarına göre düzenliyor. Aynı şey, okula uyum göstermeyen, sıkılan ya da öğrenim durumu programın ilerisinde olan çocuklar için de geçerli.

Öğretmenlerin yüksek eğitim düzeyi, çocukların her türlü gelişimini gözlemleyebilmelerini ve esnek çözümler yaratabilmelerinin en önemli nedeni. İstatistiklere göre çocukların ortalama %30’u eğitim hayatlarının ilk dokuz yılında özel programlarla destekleniyor.

-7-

Fin okullarında spora bol bol yer var ama spor karşılaşmaları yapacak takımlar yok. Rekabet, üstünlük kazanmak Fin kültüründe değer verilen bir şey değil.

-8-

Finlandiya’da özel okul yok ve eğitim harcamalarının tümü devlet tarafından destekleniyor.

Finlandiya’da okullar birbirleriyle rekabet etmiyor, aksine dayanışıyor. Okulların hemen hemen tümünün başarı düzeyi aynı. Bu yüzden okulun bir diğerine göre ayrıcalığı yok.

Eğitim “herkes için eşit imkanlar sağlamak” demek. Eşitlik kavramına olağanüstü değer veriliyor. Tüm çocuklar zeka ve becerileri ne olursa olsun aynı sınıflarda okuyor.

-9- 

Pek çok Avrupa ülkesi ve Amerika’yla karşılaştırıldığında Finlandiya’da eğitime ayrılan bütçenin daha fazlası sınıf ortamına yansıyor. Çünkü öğretmenler de, yöneticiler de hemen hemen aynı maaşı alıyor. Bu yüzden Finlandiya’da eğitim maliyetleri çok  daha düşük.

Ancak 15 yıllık kıdemli bir öğretmen ortalama bir üniversite mezunundan daha iyi kazanıyor.

Handan Saatçıoğlu 2014

 

Bu yazı EĞİTİM PEDİA sitesinden alınmıştır.[:]

Finlandiya’da eğitimde devrim: Tüm dersler kaldırıldı

by Serendipity |Eyl 16, 2017 | Finlandiya’da eğitimde devrim: Tüm dersler kaldırıldı için yorumlar kapalı | Fin Eğitim Sistemi | , ,

[:tr]Finlandiya, dünya üzerinde en saygın eğitim sistemine sahip olan ülke konumunda. Nordik ülkesi uluslararası araştırmalara göre de neredeyse her çalışma içerisinde her zaman ilk onda olmayı başarıyor. Buna rağmen, ülkedeki yetkililer ve uzmanların ‘biz zaten en iyisiyiz’ diyerek rehavete kapılmaya hiç niyeti yok. Birkaç yıl önce Finlandiya’da eğitim sisteminde gerçek bir devrim yapılmasına karar verildi ve geçen yıl itibariyle de bu devrim hayata geçti.

Peki eğitim sistemindeki bu devrim neyi kapsıyor? Belki kulağa garip gelebilir ama Finlandiyalı yetkililer eğitim müfredatlarındaki tüm dersleri kaldırdılar.

Yeni sistemle amaçlanan, çocuklara ‘daha fazla oyun, daha az ders’ sunmak. Bu büyük değişiklikle beraber de dersliklerde fizik, matematik, edebiyat, tarih ya da coğrafya gibi ‘konu dersi’ olmayacak.

Eğitim Bakanı Marjo Kyllonen, Helsinki’de geçen yıl yaptığı basın toplantısında detayları kamuoyu ile paylaşmıştı. Kyllonen’in eğitim sistemindeki bu değişikliğin sebebini açıklayan kısa ve net beyanı şu şekildeydi: “Bizler hala 19. Yüzyıl’ın ihtiyaçlarına yönelik eski moda bir eğitim sistemiyle hareket ediyoruz. Oysaki 1900’lü yıllardan bu yana çok şey değişti ve bizler de artık 21. Yüzyıl’ın ihtiyaçlarına göre bir eğitim sistemi planladık.”

Yeni sisteme göre, Finlandiya’da konu bazında gerçekleştirilen dersler yerine, öğrencilere olaylar ve etkinliklerle disiplinlerarası formatta bir eğitim veriliyor. Örnek vermek gerekirse, İkinci Dünya Savaşı’nın anlatıldığı bir derste, konuya dair tarihsel, coğrafi ve matematiksel veriler birarada anlatılıyor.

Ayrıca dikkat çeken bir başka başlık ise “Kafede Çalışmak” adlı ders. Bu dersle beraber de öğrenciler İngilizce, ekonomi ve iletişim konularında tüm bilgi birikimlerini kullanabiliyor.

Son düzenlemeyle beraber öğrencilere her 45 dakikada bir 15 dakikalık ara sunuluyor. Okulda geçirilen süre de daha da kısaltılarak ortalama 5 saat olarak ayarlandı. Amerikalı öğrenciler günün ortalama 6 saatini ev ödevleriyle harcıyorlar. Finlandiyalı öğrencilerde ise bu süre ortalama 3 saat civarında.

Öğrenciler son sınıfa geldiklerinde 16 yaşının başında olacaklar. 7 yaşından önce ise okula başlamak yok.

Öğrencilerin kendi derslerini olaylar üzerinden kendilerinin seçmesi fikrinin, öğrencilerin derslere duyacağı hevesden, bilgi birikim ve gelecekteki duruşlarına kadar pek çok noktada fayda sağlayacağı düşünülüyor. Bu şekilde hiçbir öğrenci, herhangi bir dersi -örneğin, fizik, kimya ya da edebiyat gibi- ‘ben şimdi bunu ne için öğreniyorum’ düşüncesiyle bitirmek zorunda bırakılmayacak.

Yeni sistemle beraber gelenekselleşmiş öğrenci-öğretmen ilişkisi de değişti. Öğrenciler artık kocaman sıraların arkasında, endişeyle ‘öğretmen bana soru sorsun da cevaplayayım’ diye oturmayacak. Bunun yerine küçük gruplar halinde öğretmenlerle beraber problemleri tartışarak çözmeye çalışacak.

Finlandiya eğitim sistemindeki değişiklikler öğretmenleri de etkileyerek kolektif bir çalışmaya teşvik edecek. Okullardaki bu reform, farklı ders öğretmenleri arasında da ortaklaşa bir çalışmayı mecbur hale getirecek.

 

Bu yazı BİRGÜN GAZETESİ‘nden alınmıştır.[:]

Toplam 7 sayfa, 7. sayfa gösteriliyor.« İlk...34567