YARININ EĞİTİMİ SÖYLEŞİLERİ: BATUHAN AYDAGÜL

Acıbadem Okulları Yarının Eğitimi Zirvesi > Blog > yarının eğitimi söyleşileri > YARININ EĞİTİMİ SÖYLEŞİLERİ: BATUHAN AYDAGÜL

0

YARININ EĞİTİMİ SÖYLEŞİLERİ: BATUHAN AYDAGÜL

25 Eylül 2018 | Yarının Eğitimi | yarının eğitimi söyleşileri

Yarının Eğitimi Söyleşileri’nin konuğu eğitim alanında 20 yıla yakın çalışmış ve bir politika analisti, eğitim uzmanı olan, 2007 yılında Liberya Eğitim Bakanlığı daveti üzerine Açık Toplum Vakfı Desteği ile , Dünya Bankası ve UNICEF gibi kalkınma ortaklarıyla geliştirilen Liberya İlköğretim Yapılandırma Programı’nın koordinatörlüğünü üstlenmiş, geçmişte ÖRAV, Darüşşafaka Cemiyeti’nde ve merkezi Hırvatistan’da bulunan ve bölgesel bir ağ olan Network of Education Policiy Centers’da Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan ve  2003 yılından beri Eğitim Reformu Girişimi (ERG)’nin direktörü olan Batuhan Aydagül’dü. Sohbetimiz sırasında Aydagül’le eğitime dair düşünceleri, yarının eğitimi, öğretmeni ve eğitim-veli arasındaki ilişkiler üzerine konuştuk.

Batuhan Aydagül’e ilk sorumuz “Eğitim nasıl olmalıdır?” idi. Aslında verdiği cevap bizce çerçevelettirip okullara asılması gereken bir sözdü. Aydagül’e göre eğitim “Kişiyi özgürleştiren bir araç olmalıdır. İçindeki potansiyeli hayata geçiren ve mümkün olabildiği kadar da onu hayata geçirebilmesi için donatan kıymetli bir araç olmalı.” İnsanın biricikliğinden yola çıkacak olursak; özgür insanın düşünemeyeceği ve başaramayacağı şey yoktur. Birey eğitim yoluyla özgürleşirse yarına daha da aydınlık bakacaktır. Aydagül’ün bu sözleri eğitimin işlevini özetler nitelikte.

Aydagül “Eğitim Reformu Girişimi nedir?” sorusunu ise şu şekilde cevaplıyor: “ Türkiye’de eğitimin yapısal dönüşümü için çalışan bir girişim. Sabancı Üniversitesi bünyesinde özerk bir yapısı olan kurum.18 vakıf, üniversite ve şirket destekliyor. Amacımız Türkiye’ye çok fazla eğitim değeri sağlayan kaynakların bir şekilde eğitim politikasına da etki edecek şekilde aktarılması, kaldıraç olarak kullanılması.” ERG’nin ortak noktası ise “ Yapısal dönüşüm, sistematik dönüşüm, makro politikayı da içine alan, eğitim camiasını, bireyleri kapsayan bir girişim.” Batuhan Aydagül, ERG ile birlikte tek elden yönetilen eğitime  ve eğitim politikalarına, biz de varız diyen ve eğitim üzerine düşünenleri de ortak ederek aslında kolektif bir yapı sağlamak istediklerini belirtiyor. Çok sesliliği, eğitimde daha iyi politikaların uygulanması için gerekli olan bir şart olarak görüyor.

Batuhan Aydagül’e göre yarının eğitimi öncelikle bugünkü gibi olmamalı. “Yarının eğitimini kendi kütüphanemizden kolektif olarak indirdiğimiz çözümlerle tasarlamamız lazım.” diyen Aydagül öncelikle herkesin düşüncelerinin kendi hayat deneyimlerinden ibaret olduğunu vurgulamakta. Burada işbirliğinin önemi üzerinde duran Aydagül, kolektif bilincin eğitim tartışmalarında ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyor.  Ülke olarak bugünü iyi tanıyan ve yarını da sezmeye çalışan bir yaklaşımla bunu yapmamız gerektiğini söyleyen Batuhan Aydagül yine eğitimde dönüşüm ve değişim için çok sesliğin önemini vurguluyor.

Söyleşimizde yarının eğitiminde eğitimcinin rolü üzerine de konuştuk.  Okula yüklediğimiz sorumlulukta biz çocuğu okula verelim, onu bize yetişmiş bir birey olarak versin görüşünün hakim olduğunu belirten Aydagül, burada da öğretmene büyük sorumluluklar verildiğini ve süper insan olmasının beklendiğini düşünüyor.   Eğitim politikamızda aslında öğretmenin hem kendi gözünde hem de toplumun gözünde daha “ ayakları yere basan” bir yerde olması gerektiğini vurgulayan Aydagül, eğitimin bu şekilde okul sınırlarını aşabileceğini belirtiyor. Okul, okul dışında kalan hayat ve dijital dünyayı sürekli kontrol edemesek de aradaki uyumu daha çok düşünmeliyiz.

Aydagül’ için “Başarı yolculuğa devam etmektir, vazgeçmemektir.” Başarıyı daha çok süreçle ilgili gören Aydagül’ göre sonuç, öğrenme ve ödül fırsatı.  Bir başarısızlığın hikayesini belki bir sonraki başarının girdisi olarak kullanacağımızı söyleyen Aydagül başarısızlığın da kapılar açtığını ve başarıya giden yolda önümüze çıkma ihtimali olduğunu belirtiyor.  

Eğitimde unutulmayanlar genelde öğrenilen bilgilerden çok yaşanılan ve örtük olarak aklımızda kalanlardır. Batuhan Aydagül’ün de eğitim hayatındaki anısı tam olarak bu  şekilde. 1994 yılında Harvard Extension School’da Yönetim ve Finansman sertifikası için 8 ders alıyor. İlk dersi gayrimenkul finansmanı geliştirmeyle ilgili. Dersin hocası tartışma başlatınca şu an aslında her ne kadar eğitim ve yarının eğitimi üzerine düşünen biri de olsa eğitim sistemimizden geçen Batuhan Aydagül’ü sözlüye kalkacak olmanın verdiği bir korku kaplıyor.  Hocayla göz göze gelmemeye çalışsa da başaramıyor. Ancak dersin profesörü Batuhan Aydagül’e geçmiş derslerden değil kendi ülkesinden bir soru soruyor. Aslında burada çok ince bir ayrıntı yatmakta. Aydagül o sırada bulunduğu ülkede yabancı konumunda. Ve eğitimde öğrenciye bir şeyler öğretmenin kolay yollarından birisi de yakından uzağa ilkesidir. Önce çevreden soru sorulur veya örnekler verilir ki öğrenci kafasında daha da somutlaştırsın. Dersin hocası da bu ilkeye uygun olarak Aydagül’e Türkiye’de gayrimenkul yatırımı yapsan nelere dikkat edersin diye soruyor. Aydagül için bu durum  öğretmenin soru sorması, gelen cevapların üzerine koyması, küçük ipuçları vermesi büyük bir eğitim ve öğretim deneyimi. Yüksek lisans eğitimi sırasında ise öğrendiği en büyük şeyin “düşünme seti” olduğunu belirtiyor.

Bir eğitim sistemin olmazsa olmaz  bileşenleri dendiğinde genel olarak, öğretmen, öğrenci, program gelmekle birlikte aynı zamanda bunların arasına veli de eklenir. Yarının Eğitimi Söyleşileri’nde Batuhan Aydagül ile aslında çoğu zaman dışarıda bırakılan “ebeveyn” yani veli üzerine de konuştuk ve nelerden kaçınmaları gerektiğini sorduk. Aydagül,  velilerin çocuklarının eğitim hayatına bakarken eski deneyimlerle çocuklarının geleceklerini tahmin ettikleri konusuna eleştiride bulunuyor. Veli-çocuk-yarın ilişkisinde yanlış bir şey yapma korkusunu bertaraf etmeye çalıştığını düşünen Aydagül, yarının eğitiminde akademisyenin bunlara kafa yorması gerektiğini vurguluyor. Velinin karar verme süreci hakkında araştırmaların eksikliğini ifade eden Aydagül  bu durumla ilgili akademik çalışmaların yarının eğitimine de ışık tutacağının görüşünde.

Peki Batuhan Aydagül’ün eğitime dair politika önerisi ne? Aslında burada Aydagül kendi içinde seçenekleri olan bir paketten bahsediyor. Bu pakette de güç okulun. Öncelikle elindeki imkanları daha iyi kullanabilmesi için maddi desteğin olduğu paketten her okul ihtiyacı olanı alacak ve kendine özgü eğitim modelini çıkaracak. Burada da lider özelliği taşıyan okul müdürlerinin önemini vurguluyor. Yine tek merkezden yönetilen ancak çok sesliliğin ve kolektifliğin ön planda olduğu bu politikasının adına da “güçlü okul paketi diyor.

Son olarak Batuhan Aydagül eğitime dair düşüncelerini bizimle paylaştı.  Yoğurt yeme şeklimizi değiştirmemiz gerekiyor diyerek ezberciliğimizi eleştiride bulunuyor. Sadece kendi toplumumuz değil aslında çoğu toplumda yeni olana, değişene önce karşı çıkılır. Biz bu karşı çıkışımızdan dolayı sürekli eskiyi kullanıp ezbere çözümler üretiyoruz.  Yarının eğitimi için yarının sahiplerini yani çocukları dinleyerek yine “çok sesliliğe” önem vermemiz gerektiğini düşünen Aydagül “Yarını bugün sürekli üzerine ekleyerek oluşturduğumuz metotlar ve insanlığın birikimi ile tasarlamaya çalışmalıyız.”diyor.

Batuhan Aydagül’ün Yarının Eğitimi Söyleşisi’nde verdiği cevaplar doğrultusunda aslında sürekli çözüm söylemek yerine nasıl olduğuna dair fikirleri olan bir eğitim düşünürü olarak görmekteyiz. Aydagül’ün  fikirlerinin eğitim hayatımıza yansıyacağı politikalar görmek ümidiyle.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.