İKİ DİL BİR BAVULDA GİDER Mİ?

Acıbadem Okulları Yarının Eğitimi Zirvesi > Blog > blog > İKİ DİL BİR BAVULDA GİDER Mİ?

İKİ DİL BİR BAVULDA GİDER Mİ?

11 Temmuz 2018 | Serendipity | blog, film tavsiye

Çiçeği burnunda bir öğretmen olduğunu düşün. İdeallerinden oluşmuş denizde hedefinize varmak için yol almaktasın. Bu serüvende denizde çırpınan minik “gelecek”lere rastlıyorsun, ideallerin ve hedeflerin ancak bu minikleri kurtarıp sana yarenlik etmeleriyle var olabilecek. Serüvenin oldukça yıkıcı, bolca emek isteyen türden. Yolculuğunun önemli bir engeli var; sana yarenlik edecek geleceklerle iletişim kurman oldukça güç. Çünkü sen ve onlar ayrı dillerde konuşmaktasınız ve amaçlarının gerçekleşebilmesi için ortak bir dili konuşmanız lazım; Türkçe’yi. Bir yandan hedefler için kürek çekerken bir yandan da olumsuz şartlar da yaşamış bu gelecekleri yeşertebilmek amacıyla temel oluşturmak için çırpınıyorsun. Denizin dalgaları misali kimi zaman durgun ve huzur verici, kimi zaman dalgalı ve zorlaştırıcı olabiliyorsun ve bu da her iki tarafı da etkilemekte, yolculuğun sürekliliğini sağlayan etmenler ise hoşgörü ve saygı. Bu yolculuğu yarenlerinle birlikte en az hasar alarak nasıl tamamlayabilirsin? Zorlukların üstesinden nasıl geleceksin?

İki Dil Bir Bavul’da da biraz önce çıkmış olduğun yolculuğa çıkmış olan, henüz mezun olmuş bir öğretmen var; Emre Aydın. Doğu görevi dolayısıyla atanmış olduğu Demirci İlköğretim Okulu’nda minik öğrencileriyle daha önce karşılaşmamış olduğu durumların zorluklarıyla baş etme gayretine girmiş bir öğretmen. Küçücük bir okulda tek bir sınıfta tüm ilkokul düzeylerine eğitim verme gayretinde. Öğrencilerinin birçoğu Türkçe’yi bilmezken bir kısmı ise çat pat konuşabilmekte. Birinci sınıflara okuma-yazma öğretebilmesi için çocuklarla aynı dili konuşmalı ve kavramları öğretmesi gerek… Emre öğretmenin bu yolculuğu önemli bir problemimizi gözler önüne seriyor; eğitimde fırsat eşitliği. Doğu ile sınırlandırmayarak köy okulunda okumakta olan çocuklar oldukça elverişsiz koşullarda eğitim alabilme gayreti içerisindeler, bunun yanında kültürel olarak farklı dil konuşan öğrenciler ise eğitim müfredatının yanında o dili bilmeyen öğretmenler tarafından resmi dili öğrenmek için de çabalıyorlar. Bu şartlar altında şehir merkezindeki okullar ile köy okulları arasında bir uçurum peyda oluyor.

Bu uçurumu kaç çocuk başarıyla tamamlayabilecek? Kaç öğretmen karşılaşmış olduğu zor ve elverişsiz koşullarda öğrencilerini geleceğe taşıyabilecek? Emre öğretmenin 1 senedeki yolculuğunda neler olmuş? İzlemek için güzel bir gün.

 

YARININ EĞİTİMİ ZİRVESİ GÖNÜLLÜSÜ

MELİKE ÇELİK